Menü Kapat

Bozkırdan Evrenselliğe Uzanan Bir Düşünce Yolculuğu

Medeniyetler tarihi, sadece savaşların ve siyasi antlaşmaların değil, aynı zamanda fikirlerin, keşiflerin ve bilimsel devrimlerin de tarihidir. Türkler için bu, çok daha derin bir anlam taşır. Onlarınki, sadece bir “devlet kurma sanatı” değil, aynı zamanda bir “düşünce ve bilim medeniyeti” inşa etme başarısıdır. Orta Asya’nın engin bozkırlarından çıkıp üç kıtaya yayılan bu kadim millet, yalnızca askeri fetihlerle değil; yüzyıllar boyunca yetiştirdiği dâhiler, kurduğu bilim kurumları ve geliştirdiği özgün teorilerle de dünya tarihinin akışını değiştirmiştir.

Bu köşe yazısında, siz değerli okurlarım için, tarihin derinliklerinden günümüze uzanan bir “Türk bilim insanları” yolculuğuna çıkıyorum. Onların hangi coğrafyalarda, hangi devletlerin himayesinde yetiştiklerini, evrensel bilime hangi alanlarda ve ne büyüklükte katkılar sunduklarını, akademik literatürün titiz çalışmalarından ve güvenilir bilimsel kaynaklardan derleyerek, bir gazeteci gözüyle sizlere aktaracağım. Bu yolculuk, aynı zamanda Batı merkezli tarih yazımının uzun süre görmezden geldiği bir gerçeğin de altını çizecektir: Bilimin gelişiminde Türk-İslam dünyasının payı, sanıldığından çok daha büyüktür.

  1. Giriş: Bilimde Süreklilik ve Dönüşüm

Türk bilim tarihini anlamak, bir süreklilik ve dönüşüm hikâyesini anlamaktır. İslam öncesi dönemde, Orta Asya’nın göçebe toplulukları, doğa olaylarını gözlemlemeye dayalı bir takvim bilgisi geliştirmiş, maden işlemeciliğinde ileri bir seviyeye ulaşmış ve kendilerine özgü bir şifa kültürü (kam/şaman) oluşturmuşlardı. Ancak asıl büyük sıçrama, Türklerin İslamiyet’le tanışmasıyla yaşanmıştır.

İslam medeniyetinin bilim ve düşünceye verdiği önem, Türklerin bu birikimi hızla özümsemesini ve üzerine inşa etmesini sağlamıştır. 9. yüzyıldan itibaren kurulan Gazneliler, Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlı gibi devletler, bilim insanlarını himaye eden, medreseler ve rasathaneler kuran bir gelenek inşa etmişlerdir. Bu kurumlar, yüzyıllar boyunca dünyanın en önemli bilim merkezleri arasında yer almıştır. Cumhuriyet döneminde ise bu gelenek, modernleşme ve Batı ile entegrasyon hedefiyle yeni bir ivme kazanmış, Türk bilim insanları artık küresel ölçekte Nobel ödüllerine ve uluslararası projelere imza atar hale gelmiştir.

  1. İslam’ın Altın Çağında Türk Bilginler: Dünya Biliminin Mimarı (9. Yüzyıl – 13. Yüzyıl)

İslam dünyasının bilimde altın çağını yaşadığı bu dönemde, Türk bilim insanları adeta birer “rönesans adamı” olarak, tıptan astronomiye, matematikten felsefeye, coğrafyadan tarihe kadar her alanda eserler vermiş ve Batı’da “Rönesans”ın temellerini atmışlardır.

2.1. Farabi (872-950): Muallim-i Sani (İkinci Öğretmen)

Türk-İslam dünyasının yetiştirdiği en büyük filozoflardan biri olan Farabi (Ebu Nasr Muhammed bin Muhammed bin Tarhan bin Uzluğ el-Farabi), mantık, siyaset felsefesi, fizik, metafizik ve müzik gibi alanlarda eserler vermiştir. Aristoteles’in mantık sistemini İslam dünyasına tanıtan ve geliştiren Farabi, “Muallim-i Sani” yani “İkinci Öğretmen” unvanını hak etmiştir. Onun felsefesi, daha sonra İbn-i Sina ve İbn Rüşd gibi devlerin yolunu açmıştır.

Farabi’nin özellikle müzik teorisine yaptığı katkılar ise ayrıca önemlidir. “Kitâbu’l-Mûsika’l-Kebîr” (Büyük Müzik Kitabı) adlı eseri, Orta Çağ’ın en kapsamlı müzik teorisi çalışması olarak kabul edilir. Bu eserde Farabi, Pisagorcu küreler müziği anlayışını eleştirerek sesin fiziksel kökenini araştırmış ve seslerin matematiksel temellerini ortaya koymuştur. Akademik çalışmalar, Farabi’nin bu alandaki sistematik yaklaşımının, onu Türk müzik tarihinde müzik nazariyesi hakkında kitap yazan ilk müzik bilgini yaptığını vurgulamaktadır.

2.2. Biruni (973-1048): Tüm Zamanların Bilgesi

Gazneliler Devleti’nin himayesinde yetişen Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed el-Biruni, tarihin gördüğü en parlak bilim insanlarından biridir. Tıp, astronomi, matematik, fizik, coğrafya, tarih, eczacılık ve dilbilim gibi neredeyse tüm bilim dallarında eserler vermiş ve çoğunda “ilk”lere imza atmıştır. Biruni’nin bilime en büyük katkılarından biri, modern anlamda deneysel bilim anlayışını ve tümevarım yöntemini kullanmasıdır. Onun için bilim, gözlem ve deneye dayanmalıydı.

  • Tarih Bilimine Katkıları: Biruni, tarih felsefesi ve tarih bilimi bağlamında kendinden önceki İslam tarihçilerinden farklı bir yaklaşım sergilemiştir. O, tabiat ve toplumun genel kanunlarını keşfetmeye çalışmış, olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde ele almıştır. Bu yönüyle, modern tarih anlayışının öncülerinden biri olarak kabul edilir. Gazneli Mahmut’un Hindistan seferlerine katılarak bölgeyi yakından incelemesi, onun “Tahkik-i Hind” (Hindistan Tarihi) adlı eşsiz eserini yazmasını sağlamıştır. Bu eser, sadece bir tarih kitabı değil, aynı zamanda bir dinler, kültürler ve bilimler ansiklopedisidir. Bu çalışmasıyla Biruni, Müslümanlara Hint kültürünü öğreterek bilimsel anlamda ilk “Hindolog” unvanını almıştır.
  • Coğrafyaya Katkıları: Biruni, fiziki coğrafya alanında da önemli eserler üretmiştir. Dünyanın yarıçapını hesaplama girişimleri, onun jeodezi bilimine olan hakimiyetini gösterir.
  • Astronomiye Katkıları: Güneş’in, Ay’ın ve gezegenlerin hareketleri üzerine yaptığı hassas gözlemler ve geliştirdiği teorilerle astronomi biliminin ilerlemesine katkıda bulunmuştur.

Akademik literatür, Biruni’yi “Türk-İslam âleminin ve dünya tarihinin en önemli bilim adamlarından biri” olarak niteler.

2.3. İbn-i Sina (980-1037): Tıbbın Prens’i

Batı’da “Avicenna” olarak bilinen İbn-i Sina, tıp alanındaki devasa katkılarıyla Orta Çağ’ın en etkili hekimi olmuştur. 100’ü aşkın eserinin en ünlüsü, yüzyıllar boyunca hem Doğu’da hem de Batı’da temel ders kitabı olarak okutulan “El-Kanun fi’t-Tıbb” (Tıbbın Kanunu) adlı eseridir.

İbn-i Sina, eserinde döneminin tüm tıp bilgisini sistematik bir şekilde derlemiş ve kendi özgün gözlem ve deneylerini de eklemiştir. Bu eser, 17. yüzyıla kadar Avrupa üniversitelerinde temel tıp kaynağı olarak kullanılmış ve tıp eğitiminin temelini oluşturmuştur. İbn-i Sina, her ne kadar klasik tıp bilgisine sahip olsa da, bu bilgileri kendi deney ve gözlemlerine dayanarak tartışmış, zaman zaman yeni görüş ve bilgiler geliştirmiştir. Denebilir ki, İbn-i Sina ortaçağ tıbbına bıraktığı etkiler ile İslam dünyasının bilimsel başarısını en üst düzeyde tutmuş çok büyük bir bilim insanıdır.

  1. Orta Asya’dan Anadolu’ya Bilim ve Düşünce Merkezleri (13. Yüzyıl – 16. Yüzyıl)

Bu dönem, Moğol istilasının yarattığı yıkımın ardından, bilim merkezlerinin Orta Asya’dan Anadolu’ya doğru kaydığı ve Selçuklu ile Osmanlı himayesinde yeni bir uyanışın yaşandığı dönemdir.

3.1. Uluğ Bey (1394-1449): Astronom Hükümdar

Timur İmparatorluğu’nun hükümdarı ve aynı zamanda büyük bir astronomi bilgini olan Uluğ Bey, Semerkant’ta kurduğu rasathane ile bilim tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Uluğ Bey, bir siyasî kişilik olmasının yanı sıra döneminin en büyük astronomi âlimidir.

  • Rasathane ve Gözlemler: 1420’lerde tamamlanan Semerkant Rasathanesi, dönemin en büyük ve en donanımlı gözlemevlerinden biriydi. Burada yapılan sistematik gözlemler sonucunda hazırlanan “Zîc-i Uluğ Bey” (Uluğ Bey’in Astronomi Cetveli), eski astronomi ile yeni astronomi arasında bir ara halka özelliği taşıyordu. Bu cetvel, 15. yüzyılda yapılmış en kapsamlı yıldız kataloğu olup, daha sonraki yüzyıllarda hem Doğu’da hem de Batı’da büyük bir otorite olarak kabul edilmiştir.
  • Matematik Katkıları: Uluğ Bey, trigonometri alanında da önemli çalışmalar yapmış, sinüs ve tanjant tablolarını büyük bir hassasiyetle hesaplamıştır.

3.2. Ali Kuşçu (1403-1474): Semerkant’tan İstanbul’a Bilim Köprüsü

Uluğ Bey’in en önemli öğrencilerinden biri olan Ali Kuşçu, Semerkant matematik-astronomi okulunun yetiştirdiği en büyük bilginlerdendir. Uluğ Bey’in ölümünden sonra Fatih Sultan Mehmet’in davetiyle İstanbul’a gelen Ali Kuşçu, Ayasofya Medresesi’ne müderris olarak atanmış ve Osmanlı bilim hayatına canlılık getirmiştir.

Ali Kuşçu, Ay’ın haritasını çıkarmış ve İstanbul’un enlem ve boylamını belirlemiştir. Eserleri, matematik ve astronominin yanı sıra optik ve dilbilim alanlarını da kapsar. Ali Kuşçu’nun çalışmaları, başta Kopernik olmak üzere Avrupa’da birçok matematik ve astronomi çalışmasına ilham kaynağı olmuştur.

3.3. Akşemseddin (1389-1459): Mikroplara Işık Tutan Hekim

Fatih Sultan Mehmet’in hem hocası hem de manevi danışmanı olan Akşemseddin, aynı zamanda döneminin önemli bir hekimidir. Onu bilim tarihinde özel kılan, eserlerinde hastalıkların “görünmeyen canlılar” tarafından bulaştığından bahseden ilk isimlerden biri olmasıdır.

Yaygın bir kanıya göre Akşemseddin, mikrobu bulan ilk kişidir. Ancak akademik çalışmalar, mikrobun keşfinin teknolojik olarak mikroskobun icadına bağlı olduğunu, dolayısıyla Akşemseddin’in bir mikrobiyolog olmadığını ancak bulaşıcı hastalıkların doğası hakkında çağının çok ötesinde bir sezgiye sahip olduğunu belirtir. Onun bu yaklaşımı, İslam dünyasında hastalıkların gözleme ve deneye dayalı olarak incelenmesi geleneğinin bir parçasıdır.

3.4. Takiyüddin (1526-1585): Osmanlı’nın Son Büyük Astronomu

  1. yüzyılda III. Murad’ın himayesinde İstanbul’da Tophane sırtlarında bir rasathane kuran Takiyüddin, Osmanlı bilim tarihinin en önemli astronomlarından biridir. Takiyüddin’in rasathanesinde kullandığı aletler, döneminin en gelişmiş teknolojileri arasındaydı. Rasathanedeki çalışmaları, dönemine göre oldukça yenilikçi olmasıyla beraber, dönemin astronomik problemlerine de yeni çözümler getirmiştir.

Takiyüddin, gezegenlerin hareketleri üzerine hassas gözlemler yapmış ve “Cedvel-i Takiyüddin” adlı bir astronomi cetveli (zîc) hazırlamıştır. Ne yazık ki, dönemin muhalefeti ve hurafeleri nedeniyle rasathane kısa süre sonra yıktırılmış, Takiyüddin’in çalışmaları yeterince destek görmemiştir. Bu olay, Osmanlı’daki bilimsel gerilemenin sembol isimlerinden biri haline gelmiştir. Takiyyuddin al-Raşid’den 326 yıl sonra Türkiye’de gözlem ve araştırmaya dayalı astronomi çalışmalarının yeniden canlanmasını beklemek gerekecektir.

3.5. Piri Reis (1465-1554): Haritacılığın Dehası

Osmanlı denizcisi ve kartografı Piri Reis, 1513 yılında çizdiği dünya haritasıyla bilim tarihinde eşsiz bir yere sahiptir. Bu harita, bugün sadece bir kısmı (Amerika kıtasına ait bölüm) günümüze ulaşmıştır ve içerdiği detaylarla hayranlık uyandırmaktadır.

Piri Reis’in haritası, Osmanlı’nın denizcilik bilgisini ve haritacılık bilgisini ortaya koymaktadır. Haritada, o dönemde henüz “keşfedilmemiş” olduğu düşünülen bazı coğrafi ayrıntıların yer alması, Piri Reis’in kaynaklarının ne kadar geniş ve gizemli olduğu konusunda tartışmalara yol açmıştır. Onun bir diğer önemli eseri olan “Kitâb-ı Bahriye” (Denizcilik Kitabı), Akdeniz limanları, adaları ve kıyıları hakkında detaylı bilgiler veren eşsiz bir kılavuzdur. Osmanlılar’da gerçek anlamda haritacılık Pîrî Reis ile başlamaktadır ve o, Osmanlı haritacılığının piri olarak tanımlanabilir.

  1. Cumhuriyet Dönemi: Modern Bilimde Türk İmzası (20. Yüzyıl – Günümüz)

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte, bilim ve eğitim alanında köklü bir dönüşüm yaşanmıştır. Atatürk’ün öncülüğünde yapılan Harf ve Üniversite Reformları, yurt dışına gönderilen öğrenciler ve kurulan modern bilim kurumları, Türk bilim insanlarının dünya sahnesinde yeniden parlamasını sağlamıştır. Bu dönemde yetişen bilim insanları, küresel ölçekte tanınmış, uluslararası ödüller kazanmış ve kendi alanlarında çığır açıcı keşiflere imza atmışlardır.

4.1. Matematiğin Kurucu İsmi: Ord. Prof. Dr. Kerim Erim (1894-1952)

Türk matematik tarihinin en önemli kurucu isimlerinden biri olan Kerim Erim, ülkemizde matematik alanında ilk doktora unvanına sahip bilim insanıdır. Uygulamalı matematik dalında yedi doktora yönetmiş, ders kitaplarıyla matematik eğitiminin temelini atmıştır. Aynı zamanda matematik terimlerini Türkçeleştirme çalışmaları yaparak dilimize önemli katkılarda bulunmuştur. Kerim Erim, aynı zamanda Cahit Arf’ın da öğretmenliğini yapmıştır.

4.2. Dünya Matematiğine Yön Veren Dahi: Prof. Dr. Cahit Arf (1910-1997)

Cahit Arf, 20. yüzyılın en önemli Türk matematikçilerinden biridir. Almanya’da Helmut Hasse’nin yanında doktora yapan Arf, cebir ve sayılar teorisi alanında yaptığı çalışmalarla adını dünya literatürüne “Arf İnvaryantı”, “Arf Halkaları”, “Arf Kapamaları” ve “Hasse-Arf Teoremi” gibi kavramlarla yazdırmıştır. Onun bu kavramları, cebirsel ve diferansiyel topolojide birçok uygulamaya sahiptir. Cahit Arf, sadece bilimsel keşifleriyle değil, aynı zamanda Türkiye’de modern matematik araştırmalarının kurulmasına öncülük etmesi ve yetiştirdiği öğrencilerle de Türk bilim tarihinde silinmez bir iz bırakmıştır.

4.3. Teorik Fiziğin Dünyaca Ünlü İsmi: Prof. Dr. Feza Gürsey (1921-1992)

Feza Gürsey, teorik fizik alanında Nobel Fizik Ödülü’ne aday gösterilecek kadar büyük başarılara imza atmış bir bilim insanıdır. İstatistiksel fizik, genel görelilik, parçacıklar teorisi ve matematiksel fizik gibi geniş bir yelpazede çalışmalar yapmıştır.

Gürsey’in en önemli katkılarından biri, temel parçacıkların sınıflandırılmasına yönelik geliştirdiği matematiksel modellerdir. Onun çalışmaları, kuarkların keşfi ve parçacık fiziğinin standart modelinin oluşturulması sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Feza Gürsey, sadece bilimsel çalışmalarıyla değil, aynı zamanda Türkiye’de modern fizik araştırmalarını teşvik etmesi ve uluslararası iş birliklerine öncülük etmesiyle de hatırlanmaktadır.

4.4. Tıp Tarihimizin Öncü İsimleri: Hulusi Behçet ve Diğerleri

Cumhuriyet dönemi tıbbının en önemli isimlerinden biri, adını verdiği “Behçet Hastalığı”nı ilk kez tanımlayan Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet (1889-1948)‘tir. Hulusi Behçet, 100’ün üzerinde bilimsel yayın yapmış ve özellikle dermatoloji ile iç hastalıkları alanlarına önemli katkılarda bulunmuştur. Ağızda ve genital bölgede tekrarlayan aftlar, hipopiyonlu iridosiklit ile karakterize olan bu hastalık, onun uluslararası alanda tanınmasını sağlamıştır.

Bu dönemde tıp alanında adını duyuran bir diğer önemli isim ise, tıp tarihi ve deontoloji alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver (1898-1986)‘dir. O, XX. yüzyıl Türk tıp tarihinin en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir.

4.5. Cumhuriyet’in Aydınlanma Öncüleri: İlk Kadın Bilim İnsanları

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, kadınların bilim ve eğitim hayatında aktif rol alması hızlanmıştır. Bu dönemde yetişen kadın bilim insanları, sadece Türkiye için değil, dünya için de öncü isimler olmuştur.

  • Prof. Dr. Nüzhet Gökdoğan (1910-2003): Atatürk’ün manevi kızlarından biri olan Nüzhet Gökdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın astronomu, ilk kadın dekanı ve ilk kadın senatörüdür. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde 46 yıl hizmet vermiş ve astronomi bölümünün gelişmesinde çok büyük emekleri olmuştur.
  • Prof. Dr. Remziye Hisar (1902-1992): Türkiye’nin ilk kadın kimyagerlerinden biridir. Fransa’da eğitim gören Hisar, Sorbonne Üniversitesi’nde kimya doktorası yapmış ve Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi’nde dersler vermiştir.

4.6. Nobel Ödülüne Uzanan Yol: Prof. Dr. Aziz Sancar (1946-)

Bu büyük yolculuğun günümüzdeki en parlak yıldızı, şüphesiz ki Prof. Dr. Aziz Sancar‘dır. Mardin’de başlayan eğitim hayatını ABD’de taçlandıran Sancar, hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini nasıl koruduğunu haritalandıran araştırmalarıyla 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü’nü kazanarak bu alanda ödül alan ilk Türk bilim insanı olmuştur. Aziz Sancar’ın başarısı, sadece bireysel bir deha ürünü değil, aynı zamanda yüzyıllardır süregelen bir bilim geleneğinin en yeni ve en görkemli halkasıdır.

  1. Değerlendirme ve Sonuç: Geçmişten Geleceğe Işık Tutan Miras

Türk bilim insanlarının hikâyesi, kesintisiz bir devamlılık ve inanılmaz bir çeşitlilik sunar. Farabi’nin mantıktan müziğe uzanan evrensel merakından, Biruni’nin deneysel bilim anlayışına; İbn-i Sina’nın tıp alanında yaptığı sistematik derlemelerden, Uluğ Bey ve Ali Kuşçu’nun gökyüzüne yazdığı ustalıklı cetvellere; Takiyüddin’in İstanbul’da kurduğu rasathaneden, Piri Reis’in gizemli haritalarına; Cahit Arf’ın matematik dünyasına kazandırdığı ölümsüz kavramlardan, Feza Gürsey’in evrenin sırlarına dair teorilerine ve nihayet Aziz Sancar’ın DNA onarım mekanizmalarını aydınlatan Nobel ödüllü keşiflerine kadar uzanan bu yolculuk, Türk düşünce tarihinin ne kadar köklü ve zengin olduğunu gözler önüne sermektedir.

Batı merkezli tarih yazımı, bu büyük mirası uzun süre görmezden gelmiş veya küçümsemiş olsa da, son yıllarda yapılan akademik çalışmalar, İslam dünyasının ve özellikle Türklerin bilimsel gelişmeye yaptığı katkının sanıldığından çok daha büyük olduğunu ortaya koymaktadır. Fuat Sezgin gibi büyük bilim tarihçilerinin öncülüğündeki araştırmalar, bu gerçeği yeniden gün yüzüne çıkarmıştır.

Bugün, Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversiteler ve araştırma merkezleri, yeni bilim insanlarının yetişmesi için çalışmaktadır. Geçmişin büyük bilginlerinin mirası, onların merakı, sorgulayıcı ruhu ve azmi, yeni nesillere ilham vermeye devam etmektedir. Bu miras, sadece bir milletin gurur kaynağı değil, aynı zamanda tüm insanlığın ortak bilimsel birikiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Onların açtığı yolda yürümek, yeni keşiflerle bu yolu daha da ileriye taşımak ise en büyük görevimizdir.

Kaynakça

  1. Biruni’nin Tarih Bilimine Katkıları. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı.
  2. Bîrûnî’nin Dinler Tarihi’ne Katkısı. (Academia.edu).
  3. Biruni’nin Fiziki Coğrafyaya Katkıları Üzerine Bir İnceleme. DergiPark.
  4. Fârâbî’nin Müzik Felsefesi. İstanbul University Press.
  5. Bir İslâm Filozofu Olan Farâbî’nin Müzik Yönü. İSAM.
  6. Kindî ve Fârâbî’nin İlimler Tasnifinde Müziğin Yeri ve Önemi. DergiPark.
  7. İbn Sînâ’nın Bilim Tarihindeki Yeri: Kuhn’cu Bir Yaklaşım. Ankara Üniversitesi Açık Arşivi.
  8. Türk Tıp Tarihinde Ünlü Türk Hekimi İbni Sina’nın Ortaçağ Avrupa Tıbbına Etkileri. DergiPark.
  9. Astronom-Hükümdâr Uluğ Bey’in Bilim Kenti Semerkand. DergiPark.
  10. Uluğ Bey. Akademik Tarih.
  11. İslâm Tarihinde Rasathaneler. AVESİS.
  12. Ali Kuşçu ve Ali Kuşçu’nun Matematik ve Astronomiye Katkıları. DergiPark.
  13. Ali Kuşçu’nun Eserlerinde Optik Problemler ve Işık. Nazariyat.
  14. Ali Kuşçu. TÜBİTAK Bilim ve Teknik.
  15. Mikrop Kuramı ve Akşemseddin. Academia.edu.
  16. Piri Reis’in Haritası’nın Ticari Açıdan Önemi ve Özellikleri. DergiPark.
  17. Pîrî Reîs’in Dünya Haritaları ve Kitâb-ı Bahriyye’si. Academia.edu.
  18. Takiyüddin ve İstanbul Rasathanesi. TÜBİTAK Bilim ve Teknik.
  19. Osmanlı Astronomi Müesseseleri. DergiPark.
  20. Takıyyüddin er-Rasıd ve Rasathanesi. Academia.edu.
  21. Cumhuriyet’in Bilim Adına Kaydettiği Gelişmeler. Ondokuz Mayıs Üniversitesi.
  22. A Scientific Biography of Cahit Arf (1910-1997). arXiv.org.
  23. Aziz Sancar’ın Bilimsel Katkıları. Klimik Dergisi.
  24. Feza Gürsey. TÜBİTAK Bilim ve Teknik.
  25. Hulusi Behçet (1889-1948). DergiPark.
  26. Dr. Hulusi Behçet. Cureus.
  27. Nüzhet Gökdoğan’ın Astronomi Bilimine Katkıları. Academia.edu.
  28. Türk Astronomi Tarihi Literatürü. Astronomi.org.
  29. Türk Matematik Tarihi Literatürü (Cumhuriyet Dönemi). DergiPark.
  30. Türk Tıbbının Tarihi. Türk Gastroenteroloji Vakfı.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir